| Bu yazıyı yazdır |
| Email ile gönder |
Çikolata ve faydaları
![]() | |
Araştırmalar, kalsiyum, demir ve protein açısından oldukça zengin olan çikolatanın karaciğer üzerinde olumsuz etki yaptığı, aknelere neden olduğu, kolesterolü artırdığı türünden inançların yanlış olduğunu ortaya çıkarıyor.
“Bir zamanlar, Tollan diyarında Tulla adında bir düş kenti varmış. Bolluk ve gönenç kenti Tulla, akıl almaz güzellikte ağaçların bulunduğu, binlerce çarpıcı renkli kuşun hayat verdiği, adeta cennet olan bir bahçeyle çevriliymiş. Bu bahçenin en güzel ağacı da kakao ağacıymış. Kakao ağacını, Toltekler’in büyük kralı Kuetzakoalt, güneşin oğlunun kutsal tarlalarından getirmiş. Tarım, astronomi ve tıp dersleri veren kral, halkına kakao ağacının nasıl yetiştirileceğini de öğretmiş. Yeşil ve altın renkli tüyleri olan bir yılanı simge olarak kullanan Kuetzakoalt’a şükran duyan Amerikalılar, bu duygularının bir ifadesi olarak krala ‘kutsal tüylü yılan’ anlamına gelen Voltran adını takmışlar.”
“Çikolata Üzerine Büyük Bir Kitap”ta anlatılan öykü böyle. Gerçeklere bakacak olursak, kakao ağacını ilk keşfedenler Mayalar. Daha sonra Aztekler tarafından yetiştirilen kakao ağacı üç ile beş yıl içinde meyvesini veriyor. O dönemde yalnızca bir içecek maddesi olarak kullanılan kakaonun içine Aztekler tarçın ve bal da karıştırıyorlar ve güç versin diye savaşçılarına içiriyorlar, hatta Tanrılarına sunuyorlar. Chocolat dedikleri bu baharatlı, biraz da acı içkiyi sıcak olarak tüketiyorlar. Rivayete göre Aztekler’in kralı günde elli kadeh chocolat içermiş. Meksika’nın İspanyollar tarafından ele geçirilmesinden sonra çikolata önce İspanya’ya, ardından İngiltere ve tüm Avrupa’ya yayılmaya başlıyor. İçine mısır unu ve bal karıştırılıp bulamaç haline getirilerek yeniliyor. İlk sütlü çikolata, 1876 yılında İsviçre’de Daniel Peter tarafından yapılıyor. Amerika’da ise ilk çikolata fabrikası 1765’de New England’da kuruluyor.
Çikolata, kakao ağacı çekirdeklerinin ezilmesiyle elde edilen bir hamurdan yapılıyor. Toplanan çekirdekler birkaç gün kurutulmaya bırakıldıktan sonra yüksek derecede ısıtılmış fırınlarda kavruluyor. Kırma makinelerinde kabukları soyulan çekirdekler değirmende ezilerek hamur durumuna getiriliyor. Bu hamura süt, kakao yağı ve ince çekilmiş toz şeker eklenince bildiğimiz sütlü çikolata oluşuyor. Daha sonra özel teknelerde, ağır mer-
daneli makinelerle yeniden, bazen birkaç gün sürecek bir karıştırma işlemi başlıyor. Böylelikle çikolatayı oluşturan zerreciklerin birbirlerine sıkıca yapışmaları sağlanıyor. Yoğurma işleminden sonra karışım kalıplara dökülüyor. Burada en önemli olan nokta kakao ve kakao yağı miktarının belirlenen oranlarda karıştırılması. Maliyete oldukça etkisi olan kakao yağının karışıma daha az eklenmesi çikolatanın kalitesini düşürüyor. Kaliteli bir çikolata pürtüksüz ve parlak oluyor, ağızda kolayca eriyor.
Çikolatanın kesinlikle buzdolabında saklanmaması gerekiyor. Soğuğu sevmediği gibi sıcaktan da hoşlanmayan çikolata 18 dereceye dek sıcaklıkta aylarca tazeliğini koruyabiliyor.
Fındıklısından üzümlüsüne, sadesinden beyazına, bitterinden likörlüsüne, kahvelisinden çaylısına dek her zevke hitap eden çikolata, yüzyıllardır damaklarda egemenliğini sürdürmeye devam ediyor.•
Lerzan Çelikkol - Bütün Dünya

