Bu yazıyı yazdır
Email ile gönder

The Bridge on the River Kwai (Kwai Köprüsü)

The Bridge on the River Kwai (Kwai Köprüsü)

Bir zamanlar “yaşam denli geniş” diye tanımlanan filmler vardı. 1950’li yıllarda, insanlığın yepyeni buluşu televizyona karşı savaşım veren Hollywood’un, dipdiri ayakta durduğunu altını çize çize vurgulayan filmler... Bu savaşın verdiği ateşleyici güçten midir bilinmez, bugün bile teknolojinin aldığı onca yola karşın nedense aynı tadın bir türlü yakalanamadığı filmler kazanmıştı sinema o dönemlerde. Egzotik mekanların parlak renklerle görüntülendiği, kimi zaman yaşanmışlıkların öykülendiği ve zihinlerde, yüreklerde silinemeyecek derinlikte izler bırakan filmler. Kimileri geçmişin tozlu raflarında unutulup gitse de, kimileri ödüller kazanan, sinema tarihinin en değerli parçalarından biri durumuna gelen klasikler. İşte bu en değerli, en unutulmaz ve daha sayılamayacak denli pek çok “en”in arka arkaya sıralanacağı bir yapım: “Kwai Köprüsü”.

Fransız yazar Pierre Boulle’nin, 1954 yılında yayımlanan aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan filmin senaryosunu Carl Foreman ve Michael Wilson birlikte yazmışlardı. Ancak, bu iki yazarın da komünist oldukları ileri sürülerek kara listeye alınmış olmaları nedeniyle, filmin tanıtımında senarist olarak, tek sözcük İngilizce bilmeyen Pierre Boulle’nin adı geçmişti. Film en iyi senaryo dalında Oscar Ödülü kazandığında, adı senaryo yazarı olarak geçen Pierre Boulle sahneye çıkıp ödülü almıştı. Akademi, ancak 1984 yılında bu ödülü gerçek sahiplerine vermeye karar vermişti. Ancak ne yazık ki, Michael Wilson o günü görecek denli uzun yaşayamamıştı. Kötü bir rastlantıdır ki, Carl Foreman da bu haberin duyurulmasından sonraki gün yaşama veda etmişti. Kısacası her iki yazar da, hak ettikleri bu ödülü kucaklayamamışlardı.

İkinci Dünya Savaşı sırasında, 1943 yılında, 16’ncı Tutsak Kampı’nın Japon subayı Saito’ya (Sessue Hayakawa) Burma-Tayland’da bulunan Kwai Nehri üzerine Bangkok-Ragoon arasındaki tren yolunun devamı niteliğinde bir köprü yapması emredilmiştir. 12 Mayıs’a dek bu köprünün tamamlanması Saito için neredeyse olanaksızdır. Çünkü kampta bulunan tutsakların neredeyse tümü, kampın kötü koşullarına dayanamayıp ölmüştür. Ölen bu tutsakların yerini Yarbay Nicholson (Alec Guinness) komutasındaki bir tabur asker almıştır. Saito, Nicholson’dan bu köprüyü yapmasını ister. Bunu önce reddeden Nicholson, daha sonra bu köprüyü İngiliz ulusu adına bir onur sayarak, daha sonraki kuşaklara İngilizler’in nasıl bir köprü yaptığını göstermek, bir başka deyişle bir anıt yaratmak için çalışmalara başlar. Kendisini bu göreve öylesine kaptırmıştır ki, askerlere emirler verirken, zaman zaman düşmanı Saito’dan bile daha zalim davranmaktadır. Bu zorlu çalışmalar sırasında çok sayıda tutsak yaşamını kaybeder. Öte yandan, Amerikan Donanması’ndan Shears, orman içinde yaşamanın kampta kalmaktan çok daha iyi olduğunu düşünür ve kamptan kaçmayı planlar. Bu planını kısa sürede gerçekleştiren Shears, İngilizler’in denetimi altındaki Seylan’a güvenlik içinde ulaşır. O bölgeyi iyi tanıyor olması, kaçıp kurtulduğunu düşündüğü aynı bölgeye bir kez daha gitmesine neden olur. Çünkü Amerikan ve İngiliz gizli haber alma örgütleri General Warden komutanlığında ve Shears rehberliğinde Kwai Köprüsü’nü imha etmeye karar vermişlerdir. Ancak inşa ettiği köprü ile gurur duyan Nicholson, onların bu planına engel olmaya çalışır. Ve bu hareketinin herkesi ne denli zarar verici bir sona doğru adım adım götürdüğünü geç ayrımsar.

Yönetmen David Lean’in ilk önemli filmi, 1957 yapımı “Kwai Köprüsü”ydü. Bu filmle yakaladığı büyük başarıyı, 1962 yapımı “Arabistan’lı Lawrence” ve 1965 yapımı “Doktor Zhivago” ile perçinlemişti. Lean, adeta bir ressam özeniyle çekmişti bu filmi ve paletinde özellikle ormanın farklı tonlardaki yeşili, çamurlu nehrin, yanık tenli insanların ve bambuların kahverengi tonları bulunmaktaydı. Ve tüm bu renkler sanki güneşin kavurucu ateşinde erimişcesine dans ediyordu iç içe.

Alec Guinness, David Lean’in Nicholson karakteri için düşündüğü ilk ad değildi. Ondan önce, Charles Laughton’u görmek istemişti Nicholson olarak. Ancak Laughton’un eşi Elsa Laughton otobiyografisinde “Charles, Seylan’ın ateşli sıcağıyla, karıncalarıyla karşı karşıya olmak ve bir kafesin içinde sıkışıp kalmak istemedi” sözleriyle eşinin bu rolü neden kabul etmediğini açıklamaktaydı. Laughton ile Guinness arasında apaçık görülebilen öylesine bir zıtlık vardı ki, insan “Lean’in bu iki zıt insanı nasıl olup da aynı karaktere uygun buldu?” diye düşünmeden edemiyordu. Alec Guinness, tüm film boyunca “Rolünün hakkını vermiş” dedirtecek denli başarılı bir performans yakalamıştı Nicholson karakteriyle. Yönetmen David Lean’in verdiği son kararın, ne denli yerinde bir karar olduğu da yadsınamayacak bir gerçektir.

Saito’yu canlandıran Sessue Hayakawa, Hollywood’un ilk asya kökenli yıldızıydı. Cecil B. DeMille’in 1915 yapımı “The Cheat” adlı sessiz filmindeki başarısıyla tanınmıştı ilk kez. Hem Japonya’da hem de Amerika’da pek çok karakteri canlandırmış olan Hayakawa, kendi kuşağındaki Japon aktörlerden çok farklı bir yapıya sahipti. İnanılması belki de çok güç ama, Saito karakterini canlandırdığı sırada Hayakawa, tam 68 yaşındaydı.

Shears karakteri ilk olarak Cary Grant’a önerilmişti. Ancak Grant’ın o sırada bir başka proje üzerinde çalıştığını belirterek öneriyi geri çevirmesi üzerine, bu rol William Holden’a verilmişti.

Yönetmen olarak düşünülen ilk ad Howard Hawk’dı. 1955 yılında çektiği “Land of Pharaohs”un başarısız olması nedeniyle çok kötü günler yaşamıştı. Hiç kadın oyuncunun rol almadığı ve eleştirmenlerce beğenilebileceğini düşündüğü “Kwai Köprüsü”ne halkın ilgi göstermeyeceğini düşünmüştü. Önceki filminde yaşadığı düş kırıklığını bir kez daha yaşamak istememiş ve öneriyi kabul etmemişti.

Çekimleri Seylan’da gerçekleştirilen film için yapılan köprünün inşası sekiz ay sürmüştü. Bir İngiliz inşaat şirketi tarafından yapılan köprü, su seviyesinden 15 metre yükseklikte, 127 metre uzunluğundaydı ve yapımında 500 işçi çalışmış, 35 fil kullanılmıştı. Filmde yalnızca birkaç saniyelik görüntü için yaptırılan bu köprü, film şirketine tam 85.000 pounda mal olmuştur. Bu köprü Tayland yakınlarındaki gerçek köprüden farklı yapıdadır. Gerçek Kwai Köprüsü’nün Ekim 1942’de başlayan inşası savaş tutsakları tarafından yalnızca iki ayda tamamlanmıştır. Daha alçaktır, çelik ve betondan yapılmıştır. Onca yıla karşın hâlâ sapasağlam ayakta duran Kwai Köprüsü, bölgeye çok sayıda turist çekmektedir.

Sinema tarihinin kusursuz denilebilecek denli güzel filmlerinden biri “Kwai Köprüsü”. Senaryosu, yönetmenin çok yerinde kararlar vererek oluşturduğu oyuncu kadrosu ve bu oyunculardan yarattığı son derece ilginç karakterler, bu karakterlerin başarılı psikolojik analizleri, izleyiciyi hayran bırakan güzellikteki         görüntüler ve elbette hâlâ pek çoğumuzun kulaklarında çınlayan, tutsakların köprü inşaatına gider-
 ken, ıslıkla bir ağızdan çaldıkları o unutulmaz marş... Saymakla bitmeyecek güzelliklerin birarada, böylesine iyi harmanlandığı bir yapım ve kazandığı başarı kolay kolay yinelenemeyecek türden. Filmin bir televizyon kanalında yayımlandığı 25 Eylül 1966 günü, tüm sinemalar ne yazık ki izleyicisiz kalmıştı. Bu nedenle de o gün “Kara Pazar” olarak adlandırılmıştı.

2.8 milyon dolar, o yıllarda bir film için harcanabilecek çok büyük miktarda bir paraydı. Çekimleri yaklaşık bir yılda tamamlanan film, yılın gişe rekorları kıran yapımlarından biriydi. Sekiz dalda Oscar’a aday gösterilen film, En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu (Alec Guinness), En İyi Yönetmen (David Lean), En İyi Senaryo (Pierre Boulle), En İyi Görüntü Yönetmeni (Jack Hilyard), En İyi Film Müziği (Malcolm Arnold), En İyi Uyarlama (Peter Taylor) olmak üzere tam yedi dalda Oscar Ödülü kazanmıştır.

Siz de çok uzaklardan gelen ıslık sesini duyabiliyor musunuz?•
 
Can Kıraç-Bütün Dünya
  • Kota Sorgulama
    Türk Telekom Adsl kullanıcıları için kota sorgulamasını aşağıdaki adresten yapabilirsiniz. Devamı »
  • Empati Nedir?
    IQ (zekâ düzeyi)’nun başarıya etkisi uzun süredir biliniyor. Şimdilerde daha fazla ilgi gören zeka biçimi EQ (duygusal zekâ düzeyi). Araştırmacılar,... Devamı »
  • Kredi Kartı
    Türkiye'de kredi kartlarına dair her türlü faaliyet BDDK tarafından denetlenmektedir. Türkiye'deki tüm bankalar ve finans kurumları tarafından verilen... Devamı »
  • İstanbul - Sadberk Hanım Müzesi
    Vehbi Koç Vakfı'nın, 1983 yılında satın alarak Sadberk Hanım Müzesi koleksiyonlarına kattığı Kocabaş eserlerinin sergilenebilmesi için, mevcut binanın hemen... Devamı »
  • 100.YIL HASTANESİ
    100.YIL HASTANESİ adres ve telefon bilgileri, 100.YIL HASTANESİ nerededir, 100.YIL HASTANESİ poliklinikleri, 100.YIL HASTANESİ doktorları Devamı »
  • Iphone Nedir?
    iPhone'un Amerika'daki tek yetkili satıcısı ve operatörü 2007'de Amerikan uzak iletişim devi Cingular'ı da bünyesine almış olan AT&T'dir ve bu telefona uygun... Devamı »
  • Noel Baba Kimdir?
    Yeniyıl kutlamaları yaklaşırken, “ho-ho-ho” sesleri ya da “rengeyiği” ve “kızak” sözcükleri, çok kişinin aklına Noel Baba’yı getirir. Noel kutlamalarının... Devamı »