| Bu yazıyı yazdır |
| Email ile gönder |
Döviz Piyasası
![]() | |
Döviz piyasaları yabancı paraların alınıp satıldığı veya bir ulusal paranın başka bir paraya dönüştürülmesine olanak veren kurumsal yapılardır. Uluslar arası özelliğe sahip olan bu piyasada, döviz arz edenlerle döviz talep edenlerin karşılaşması sonucu döviz fiyatı oluşur ki bu döviz fiyatına döviz kuru veya kambiyo kuru adı verilir. Döviz piyasalarında yabancı paralar genellikle ülkenin kendi ulusal parası karşılığında değiştirilirler. Ancak tabii olarak bir ülkenin döviz piyasasında iki yabancı parayı da dolaylı veya dolaysız yoldan birbirine dönüştürme olanağı vardır.
Yabancı ulusal paralar ile ilgili önemli bir konu da bu paralar nakit biçiminde olabileceği gibi banka havaleleri, ödeme emirleri, döviz poliçeleri, mevduat sertifikaları veya seyahat çekleri ve benzeri şekillerde de olabilirler. Bunların da likiditesi oldukça yüksektir. Yani kolayca veya ufak bir gider karşılığında ilgili oldukları yabancı ulusal paralara dönüştürülebilirler. Döviz piyasalarında bu iki tip ödeme aracı arasında bir ayrım vardır. Ülkemizde doğrudan nakit şeklinde olan yabancı paralara efektif; nakde dönüştürülebilir araç niteliğinde olanlara ise döviz denmektedir.
Sanılanın aksine, döviz piyasası işlemleri içinde asıl ağırlığı oluşturan efektif paraların alım – satımı değil, döviz üzerinden yapılan işlemlerdir. Fiili olarak nakit kullananlar; yurt dışına çıkanlar, küçük tasarruflarını enflasyona karşı korumak isteyenler veya spekülatif kazançlar elde etmeye çalışan kimselerdir. Oysa ihracat ve ithalat bedellerinin ödenmesi, sınır ötesine sermaye gönderilmesi gibi büyük hacimli işlemler nakit yabancı para ile yapılmazlar. Bu tip ödemelerde banka havaleleri, döviz poliçesi veya ödeme emri gibi yöntemler kullanılır.
Döviz kurunun oluşumu
Döviz kurunun oluşumunu açıklayabilmek için döviz arz ve talebinin özelliklerinin bilinmesi gerekir.
Döviz talebi: Bir ülkenin döviz talebi yabancı ülkelere yapacağı ödemelere bağlı olarak, yabancı ülke parasına olan taleptir. Döviz talebini belirleyen etkenler şunlardır.
- Diğer ülkelerden yapılacak ithalat: İthalat arttıkça döviz talebi de artar. Bir ülkenin ithalatı ise o ülkenin milli gelirine, tüketicilerin tercihlerine ve ithal mallarını ikamelerinin fiyatlarına bağlıdır.
- Diğer ülkelere yapılacak borç ödemeleri
- Diğer ülkelere yapılacak yatırım miktarı
Ancak bunların dışında, döviz talebi döviz kuruyla ters orantılıdır. Kur yükseldikçe döviz talebi azalır. Döviz kuru düştükçe (TL ile satın alınabilecek döviz miktarı eskiye göre arttığından) ise döviz talebi artar. Talep edilen döviz miktarının döviz kuru yükseldiğinde azalmasının nedeni en önemli döviz talep nedeni olan ithalat ile açıklanabilir. Döviz kuru yükseldikçe, ithal mallarının fiyatı yükseldiğinden, daha az ithal malı satın alınmak isteneceğinden, talep edilen döviz miktarı da azalır.
Döviz arzı: Döviz arzı birinci derecede ülkenin ihraç mallarına olan talebe bağlıdır. Ülkenin ihraç mallarına olan talep arttıkça söz konusu ülkenin döviz arzı artacaktır.
Döviz arzı döviz kuru ile aynı yönlü bir ilişki içindedir. Döviz kuru yükseldikçe o ülke mallarının dış fiyatının düşmesi sonucu, ihracat yükselir ve dolayısıyla döviz girişi artar, döviz arzı da artmış olur.
Ayrıca döviz arzı, ülkenin mal ve hizmet ihracatı yanında yabancı ülkelerden yapılacak dış borç alımları ve yabancıları ülkeye yapacakları yatırım miktarında da bağlıdır.
Döviz kurunun oluşması: Bir ekonomide döviz piyasasına hiçbir müdahale olmaması halinde döviz kuru döviz arz ve talebinin eşitlendiği düzeyde gerçekleşir. Aşağıdaki şekilde döviz kuru,döviz arz ve talep eğrilerinin kesiştiği F1noktasının belirlediği düzeydedir. F1 noktasında döviz arz - talebi eşittir ve M1 miktarındadır. Döviz arz – talebi değişmediği sürece denge döviz kuru değişmeyecektir. Döviz kurunun oluşumunun piyasa güçlerine bırakılması halinde döviz kuru denge döviz kurunun altında veya üstünde oluşamaz. Zira bir an için döviz kurunun denge döviz kuru olan F1 düzeyinin altında F2 düzeyinde olduğunu varsayarsak; söz konusu ülke malları dış ülkelerde pahalı olacağından ihracat azalacak, öte yandan yabancı mallar yerli mallara göre ucuzlayacak ve böylece ithalat artacak ve LN kadar döviz talep fazlası ortaya çıkacaktır. Bu durumda dış ticaret bilançosu açık verirken, döviz kıtlığı nedeniyle döviz kuru F1 fiyatına kadar çıkacaktır.
Denge döviz kurunun F1 in üzerinde olması halinde ise, ihracat artarken ithalatın kısılması, dış ticaret bilançosunun fazla vermesi sonucunda döviz bolluğuna (döviz arz fazlasına) paralel olarak döviz kuru F1 düzeyine kadar gerileyecektir.
Döviz Kuru Modelleri
Yabancı para biriminin ulusal para birimi cinsinden değerine nominal döviz kuru (nominal exchange rate, e) denir. Nominal döviz kuru bir birim yabancı paranın kaç birim ulusal para ile değiştirildiğini gösterir. Nominal döviz kuru ile yurtdışı ve yurt içi fiyat düzeyleri arasındaki oranın çarpımına reel döviz kuru (real exchange rate, R) denir. Yurtdışı fiyat düzeyini (P*) ve yurtiçi fiyat düzeyini (P) ile gösterecek olursak reel döviz kuru:
R = eP* / P şeklinde ifade edilebilir. Bu ifade aslında ulusal para cinsinden yurtdışı ve yurtiçi fiyatlar arasındaki oranı veya kısaca nispi fiyat düzeyini temsil eder.
Reel döviz kurunun birden büyük olması (R?1), ulusal para birimi cinsinden yurtdışı fiyat düzeyinin yurtiçi fiyat düzeyinden büyük olması anlamına gelir. Böyle bir durumda bir birim ulusal paranın yurtiçindeki satın alma gücü yurtdışındaki satın alma gücünden büyüktür. Yurtdışı ve yurtiçi fiyatları birbirine eşitleyen nominal döviz kuruna, satın alma gücü paritesi (puchasing power parity, ep) denir. Satın alma gücü paritesi:
Ep = P / P* şeklinde ifade edilir.
Değişik varsayımlara dayanarak döviz kurunun yükselmesine yol açan faktörleri, bu faktörlerin kısa ve uzun dönem etkilerini inceleyen çeşitli döviz kuru modelleri vardır. Aşağıda bu modellerden üçü kısaca açıklanmaya çalışılmıştır.
1. Esnek Fiyat Parasal Model:
Bu modelin üç temel varsayımı vardır:
- Satın alma gücü paritesi sürekli geçerlidir. Yani reel kur sürekli sabit kalmaktadır.
- Para talebi istikrarlıdır.
- Sermaye hareketleri serbesttir.
Bu modele göre döviz kurunun yükselmesine yani ulusal paranın değer kaybetmesine yol açan faktörler; yurtiçinde para arzının artması, reel milli gelirin azalması, faiz haddinin yükselmesi; yurtdışında para arzının azalması, rell milli gelirin artması ve faiz haddinin düşmesi şeklinde sıralanabilir.
2. Katı Fiyat Parasal Model:
Bu modelde satın alma gücü paritesinin uzun dönemde geçerli olduğu kabul edilmektedir. Kısa dönemde ise döviz kuru satın alma gücü paritesinden önemli ölçüde sapmalar gösterebilmektedir. Uluslararası fon (sermaye) akımları ekonomideki döviz ve arz talebini değiştirerek kısa dönemde döviz kurlarının temel belirleyicisi olmaktadır. Bu modele göre yurtiçi faizler yükselince sermaye girişiyle birlikte yerli para talebi artar, dolayısıyla değerlenir. Yani döviz kuru satın alma gücü paritesinin gösterdiği değerden ancak yurtiçi ve yurtdışı faiz farklılıkları nedeniyle sapabilir. Sonuç olarak esnek fiyat parasal modeldekinin aksine bu model yurtiçi faiz haddi yükselince kısa dönemde yerli paranın değer kazanacağını ifade eder.
3. Portföy Dengesi Modelleri:
Portföy Dengesi Modellerinde katı fiyat modelinde varsayılan yerli mali varlıklar ile yabancı mali varlıklar arasında tam ikame olduğu varsayımı geçerli değildir. Bu modele göre kısa dönemde döviz kurunun değeri, mali varlık arz ve talebi çerçevesinde belirlenir. Döviz kurunun değişmesi ise ihracat ve ithalatı etkiler. Buna göre kısa dönemde döviz kuru yükseldiğinde yurtiçi fiyatlar bu yükselişe hemen ayak uyduramaz. Dolayısıyla reel kur artar. Yerli paranın değeri fikir de ihraç malları yabancılar açısından ucuzlamış olur, ithal edilen mallar ise pahalılaşır. Bu modele göre döviz kurunda kısa dönemde oluşan denge geçicidir. Bunun sebebi yerli paranın reel olarak değer kaybetmesinin cari işlemler dengesini etkilemesi sonucunda yurtiçinde yaşayanların ellerinde tuttukları tahvil miktarının değişmesi dolayısıyla mali servetlerinin değişmesidir. Mali servet değişince mali varlıklara olan talep de değişmektedir. Bu da döviz kurunu etkilemekte ve tüm bu değişiklikler tekrar yaşanmaktadır. Mali varlık piyasalarının dengeye gelmesi için her mali varlık talebinin, arzına eşit olması gerekir. Her mali varlığın talebi kendi getirisi ve servet ile doğru orantılı, alternatif mali varlıkların getirileri ile ters orantılıdır.
Açık piyasa işlemlerinin kısa dönem etkilerine bakacak olursak, Merkez Bankasının açık piyasada yurtiçi tahvil satın alması sonucu tahvil portföyünün arttığını böylece parasal tabanın (para arzının) genişlediğini görürüz. Böyle bir işlem sonucunda kısa vadede özel kesimin mali serveti sabit kalır. Ancak Merkez Bankasının tahvil satın alması sonucu tahvil fiyatları yükselir ve yurtiçi faizler de düşer. Böylece yabancı mali varlıkların talebi artar ve fiyatları da yükselir. Bu da yerli paranın nominal olarak değer kaybetmesi anlamına gelir. Döviz kurunun yükselmesi sonucu yurtiçi fiyatlar hemen yükselmez. Dolayısıyla yerli para reel olarak değer kaybetmiş olur. İhracatın artması ve ithalatın azalması, başlangıçta dengede olduğunu varsaydığımız dış ticaret dengesinin fazla vermesine yol açar. Yurtiçinde yaşayanların ellerinde tuttukları yabancı mali varlık miktarı da zaman içinde artarak döviz arzını yükseltir ve döviz kuru düşer.
|

