Bu yazıyı yazdır
Email ile gönder

Topkapı Sarayı

Topkapı Sarayı

Sirkeci, Eminönü ve Karaköy'den kalkan vapurların önünden geçtiği Sarayburnu ve kıyıdaki yazlık gazinoların bulunduğu yer, önceleri önünde toplar bulunan bir sarayın deniz kıyısındaki kapısı idi ve bu kapıya "Topkapı" denirdi.

Bugünkü Topkapı Sarayı, Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış ve ondan sonra gelen her padişahın istediği eklemelerle bugünkü durumuna gelmiştir. Saray, deniz ve kara tarafında surlarla çevriliydi ve Osmanlı saray protokolünde adı "Sarayı Cedidi Amire-Yeni Saray" olarak yer alıyordu.

Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u aldığında, Bayezıt'taki bugünkü İstanbul Üniversitesi'nin ana binasının yerinde yaptırdığı ilk saray ise, yirmi yıl sonra Topkapı Sarayı'nın yapılmasından sonra, "Eski Saray" adıyla anılmaya başlanmıştı.

Yapılan yeni eklemelerle zaman içinde giderek büyüyen "Yeni Saray"a III. Ahmet, kıyıda görkemli bir ahşap kasr yaptırmış, I. Mahmut 1735'de bu kasrı büyüterek yazlık bir saraya dönüştürmüş ve bitişik surlara da kuleli bir kapı açtırarak önüne toplar koydurmuştu. İstanbul'a gelen ve sarayı top atışlarıyla selamlayan gemilere, bu kapı önünden "karşılık selam" top atışları yapılmaktaydı. Bu özelliği nedeniyle Kuleli kapının adı, o tarihten sonra "Topkapı" oldu.

Kuleli kapıya adını veren Topkapı, bu adını ilerideki yıllarda saraya da verdi ve bir zamanların "Yeni Saray"ı, tarihteki yerine, bugün de kullanılmakta olan "Topkapı Sarayı" adıyla geçti.

Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş günlerinde Germiyan ilinden gelen bir tüccar, Osman Gazi'ye başvurarak pazarın "bac"ını toplama hakkını satın almak istediğini bildirdi.

Osman Gazi, "bac"ın ne demek olduğunu bilmiyordu.

"Pazara her kim ki yük getirir, onlardan yükünün değeri oranında akçe almaktır" dedi tüccar.

Bu açıklama, Osman Gazi'nin aklına yatmadı. Germiyanlı tüccar, "bac"ı biraz daha ayrıntılı açıkladı:

"Bu bir adettir" dedi. "Satmak için pazara yük getiren her kişiden, ağamız adına para alınır ve ağamıza verilir. Bu parayı toplayan kişi, paranın içinden bir bölümünü kendi hakkı olarak alır, kalanını ağaya verir."

Osman Gazi, bu açıklamayı da yeterli bulmadı:

"Bu bir Tanrı buyruğu mudur, yoksa her yerin ağasının uyguladığı bir adet midir?" diye sordu.

Tüccarın, "Bu bir ağa töresidir" demesinden sonra ise bir anda öfkelendi.

"Defol karşımdan utanmaz adam" diye bağırarak onu kovdu. "Çabuk defol ki, sana bir zararım dokunmasın."

Sonra da arkasından şöyle söylendi:

"Bir kişi ki malını kendi eliyle üretmiştir, kazanmıştır... Onun bana ne demeye borcu olsun ki..."

Öfkesi yatıştıktan sonra çevresindekiler, devlet işlerinin yapılabilmesi için varlıklı kişilerden bir miktar para alınmasının gerekli olduğunu anlattılar ve Osman Gazi'yi, bu nun bir gereksinim olduğuna inandırabildiler.

Ve bu olaydan sonra tarihteki ilk "Osmanlı Yasası" çıktı. Bu yasanın birinci maddesi şöyleydi:

"Her kişi ki pazara getirdiği yükünü satarsa iki akçe verecek, eğer satamazsa hiç nesne vermeyecek..."

Eski Yunanlılar, Bakküs için düzenlenen törenlerde coşku içinde eğlenirler, dans ederler, şarkılar söylerlerdi. Bu şarkıların birinin türü, kendine özgü ayrı bir özellik taşıyordu. Törene katılanların bir ağızdan söyledikleri ve "açık saçık" denilebilecek sözler içeren bu özel şarkı türünün adı, "Komos-Odein" idi. Eski Yunanca'da "komos", topluluk ve "odein" şarkı demektir. "Komos-Odein" giderek, yüzyıllar sonra "Komedi" sözcüğüne dönüşmüştür.

İngiliz donanması, tarihte "Yenilmez armada" olarak anılan İspanyol donanmasını, uzun süren çatışmalardan sonra 1588 yılında yenilgiye uğratmıştı. Donanmanın bu zaferi, İngiltere'de büyük törenlerle kutlandı.

Bu törenlerden birinde, donanmanın zafer kazanan denizcilerine madalya verilecekti. Madalyaları, askerlerin göğüslerine Kraliçe Elizabeth I kendi elleriyle takmak istedi. Donanma komutanı Amiral Drake, kraliçenin bu zarif davranışına, çok özel bir emirle, tüm askerlerinin de zarif bir karşılık vermelerini sağladı.

Amiral Drake'in emri şuydu: "Madalyanızı takmak üzere Majestleri karşınıza geldiği anda sağ elinizi gözlerinizin üzerinde siper yapacaksınız ve onun göz kamaştırıcı güzelliği karşısında gözlerinizi kamaşmaktan koruyacaksınız."

Yeryüzünde askeri selam, bu olaydan sonra başlamıştır.

 

Osmanlı İmparatorluğu'nda bütçe yapılmasını sağlayan ilk sadrazam Tarhuncu (vergi koyucu) Ahmet Paşa, sadrazam olduğu gün, kendisini kutlamaya gelenlere şunları söylemişti:

"Hiçbir zaman hatır ve gönül gözetmeyeceğim, hiç kimseyi rüşvet ve kayırmayla bir makama getirmeyeceğim. Şimdi önümde beni bekleyen iki görev var: Ya Devlet-i Aliye'ye (Osmanlı İmparatorluğu'na) bir düzen veririm, ya da cellada bu başımı teslim ederim."

Tarhuncu Ahmet Paşa, hiç kimseyi hatır, gönül, rüşvet ve kayırmayla göreve getirmedi... Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk bütçesini düzenleyerek, devlete bir düzen verdi; sonra da kendini çevresinin kıskançlığından koruyamayarak, cellada başını verdi.

Sultan IV. Mehmet döneminde Avusturyalılar'ın elinde bulunan Nöyhozel (Uyvar) kalesi, Sadrazam ve Serdar (Başkomutan) Köprülüzade Fazıl Ahmet Paşa tara fından kuşatılmıştı. Askerlerimizin tüm güçlerini ortaya koyarak, geceli gündüzlü çalışmaları sonunda sağlam surlar yıkıldı kale, Osmanlı kuvvetlerinin eline geçti.

Teslim olmaktan başka bir seçeneği kalmayan ve kaleyi boşaltmaya hazırlanan Avusturyalılar, kaleden dışarı çıkmak için Fazıl Ahmet Paşa'dan bir istekte bulundular.

Onların bu isteği, kaleden çıkarlarken bayraklarını açmalarına ve askeri bandolarının marş çalmasına izin verilmesiydi.

Köprülüzade Fazıl Ahmet Paşa, bu isteğe şöyle karşılık verdi:

"Bizim için fark etmez... Siz nasıl istiyorsanız, öyle çıkabilirsiniz..."

Ve Avusturyalı askerler kaleden, bandonun çaldığı marş eşliğinde, bayraklarını dalgalandırarak çıktılar.

Eski Yunanistan'ın önde gelen kentlerinde kızlar için eğitim veren özel okullar vardı. Bu okullarda genç kızlara güzel sanatlar konusunda bilgilerin yanısıra güzel şarkı söyleme ve jimnastik dersleri de verilirdi. Bu okulların önemli bir özelliği, 'genç hanımefendi adayları'na makyaj yapma sanatının öğretilmesiydi. Dönemin birçok yönetici, düşünür ve sanatçıları ile zengin kişileri eşlerini bu okul mezunu 'hanımefendiler' arasından seçerlerdi.
  • Kota Sorgulama
    Türk Telekom Adsl kullanıcıları için kota sorgulamasını aşağıdaki adresten yapabilirsiniz. Devamı »
  • Empati Nedir?
    IQ (zekâ düzeyi)’nun başarıya etkisi uzun süredir biliniyor. Şimdilerde daha fazla ilgi gören zeka biçimi EQ (duygusal zekâ düzeyi). Araştırmacılar,... Devamı »
  • Kredi Kartı
    Türkiye'de kredi kartlarına dair her türlü faaliyet BDDK tarafından denetlenmektedir. Türkiye'deki tüm bankalar ve finans kurumları tarafından verilen... Devamı »
  • İstanbul - Sadberk Hanım Müzesi
    Vehbi Koç Vakfı'nın, 1983 yılında satın alarak Sadberk Hanım Müzesi koleksiyonlarına kattığı Kocabaş eserlerinin sergilenebilmesi için, mevcut binanın hemen... Devamı »
  • 100.YIL HASTANESİ
    100.YIL HASTANESİ adres ve telefon bilgileri, 100.YIL HASTANESİ nerededir, 100.YIL HASTANESİ poliklinikleri, 100.YIL HASTANESİ doktorları Devamı »
  • Iphone Nedir?
    iPhone'un Amerika'daki tek yetkili satıcısı ve operatörü 2007'de Amerikan uzak iletişim devi Cingular'ı da bünyesine almış olan AT&T'dir ve bu telefona uygun... Devamı »
  • Noel Baba Kimdir?
    Yeniyıl kutlamaları yaklaşırken, “ho-ho-ho” sesleri ya da “rengeyiği” ve “kızak” sözcükleri, çok kişinin aklına Noel Baba’yı getirir. Noel kutlamalarının... Devamı »