| Bu yazıyı yazdır |
| Email ile gönder |
MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI VE UYGULANMASI
![]() | |
Mondros Ateşkes Antlaşması nın İmzalanmasını Zorunlu Kılan Sebepler
Meclis-i Mebusan’ın
Ordu, savaş gücünü kaybetmişti. Ateşkes Antlaşması’nın bir an önce imzalanması ise bir zorunluluktu.
Dört yıl süren ve birçok cephede devam eden savaşlar sonunda Alman ekonomisi ve sanayisi sarsılmıştı. Amerika Birleşik Devletleri’nin savaşa girmesi ve bitmek tükenmek bilmez silâh ve ekonomik kaynağını İtilaf Devletleri’nin emrine sunması savaşın gidişatını İtilaf Devletleri lehinde değiştirdi. İttifakın bütün ekonomik ve silâh yükünü Almanya çektiğinden, zamanla müttefiklerine yardım edemez duruma düştü. Osmanlı Devleti’nin ise,Alman silâh ve ekonomik yardımı olmadan savaşa devam etmesi imkânsızdı.
Bunlara ilâveten Filistin ve Irak cephelerindeki yenilgiler Osmanlı Devleti’ni barış istemeye mecbur bıraktı. Bu sırada İttihat ve Terakki Partisi iktidardan düşmüş, Enver, Talat ve Cemal Paşalar ülkeyi terk etmişlerdi.
Sonunda İtilaf Devletleri’nin temsilcileri ile Limni Adası’nın Mondros Limanı’nda yapılan görüşmelerden sonra, Osmanlı Devleti, şartları oldukça ağır bir mütâreke imzalamak zorunda kaldı (
Mondros Ateşkes Antlaşması’nın Metni
1. Çanakkale ve İstanbul Boğazları’nın açılması,Karadeniz’e serbestçe geçişin temini ve Çanakkale ve Karadeniz istihkâmlarının İtilaf Devletleri tarafından işgali sağlanacaktır.
2. Osmanlı sularındaki bütün torpil tarlaları ile torpido ve kovan mevzilerinin yerleri gösterilecek ve bunları taramak ve kaldırmak için yardım edilecektir.
3. Karadeniz’deki torpiller hakkında bilgi verilecektir.
4. İtilaf Devletleri’nin bütün esirleri ile Ermeni esirleri kayıtsız şartsız İstanbul’da teslim olunacaktır.
5. Hudutların korunması ve iç asayişin sağlanması dışında, Osmanlı ordusu derhal terhis (salıverme) edilecektir.
6. Osmanlı harp gemileri teslim olup, gösterilecek Osmanlı limanlarında gözaltında bulundurulacaktır.
7. İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde, herhangi sevkülceyş noktasını işgal hakkını haiz olacaktır.
8. Osmanlı demiryollarından, İtilaf Devletleri istifade edecekler ve Osmanlı ticaret gemileri müttefiklerin hizmetinde bulundurulacaktır.
9. İtilaf Devletleri, Osmanlı tersane ve limanlarındaki vasıtalardan istifade sağlayacaktır.
10. Toros Tünelleri, İtilaf Devletleri tarafından işgal olunacaktır.
11. İran içlerinde ve Kafkasya’da bulunan Osmanlı kuvvetleri işgal ettikleri yerlerden geri çekilecektir.
12. Hükümet haberleşmesi dışında, telsiz, telgraf ve kabloların denetimi, İtilaf Devletleri’ne geçecektir.
13. Askerî, ticarî ve denizle ilgili madde ve malzemelerin tahribi önlenecektir.
14. İtilaf Devletleri kömür, mazot ve yağ maddelerini Türkiye’den temin edeceklerdir. (Bu maddelerden hiçbiri ihraç olunmayacaktır.)
15. Bütün demiryolları, İtilaf Devletleri’nin zabıtası tarafından kontrol altına alınacaktır.
16. Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak’taki kuvvetler en yakın İtilaf Devletleri’nin kumandanlarına teslim olunacaktır.
17. Trablus ve Bingazi’deki Osmanlı subayları en yakın İtalyan garnizonuna teslim olacaktır.
18. Trablus ve Bingazi’deki Osmanlı işgali altında bulunan limanlar İtalyanlar’a teslim olunacaktır.
19. Asker ve sivil Alman ve Avusturya uyruğu, bir ay zarfında Osmanlı topraklarını terk edeceklerdir.
20. Gerek askerî teçhizatın teslimine, gerek Osmanlı ordusunun terhisine ve gerekse nakil vasıtalarının İtilaf Devletleri’ne teslimine dair verilecek herhangi bir emir derhal yerine getirilecektir.
21. İtilaf Devletleri adına bir murahhas, iaşe nezaretinde çalışarak, bu devletlerin ihtiyaçlarını temin edecek ve isteyeceği her malûmat kendisine verilecektir.
22. Osmanlı harp esirleri, İtilaf Devletleri nezdinde kalacaktır.
23. Osmanlı Hükûmeti, merkezî devletlerle bütün ilişkilerini kesecektir.
24. Altı vilâyet adı verilen yerlerde bir kargaşalık olursa, bu vilâyetlerin herhangi bir kısmının işgali hakkını İtilaf Devletleri haiz bulunacaklar.
Altı vilâyetten kasıt, Doğu Anadolu’da bulunan altı vilâyettir. Mütareke’de Ermenistan’a aidiyeti hakkında açıkça bir hüküm mevcut değilse de İtilaf Devletleri tarafından altı Ermeni vilâyeti olarak düşünülmektedir. Bilâhare Sevr Barış Antlaşması’nda da bu hususta hükümler mevcuttur.
Son madde, Ateşkes Antlaşmasının imza tarihi ile silâhlı çatışmanın kesildiği tarihi bildirmektedir.
Mondros Ateşkes Antlaşması,aslında Osmanlı Devleti’nin yıkılışını öngörüyordu. 7. madde, İtilaf Devletleri’ne Osmanlı İmparatorluğu’nun herhangi bir bölgesini, güvenliklerini tehdit edecek bir durum nedeni ile işgal hakkını tanıyordu. 24. madde de altı vilâyet adı verilen yerlerde kargaşalık çıktığı takdirde İtilaf Devletleri, buraları da işgal edeceklerdi. Ateşkesin İngilizce metninde, bu altı vilâyetten, altı Ermeni vilâyeti olarak bahsedilmesi, Osmanlı Devleti’nin toprakları üzerinde Ermeni Devleti kurulması hususunda İtilaf Devletleri’nin kesin kararı olduğunu gösteriyordu. Ateşkesin 5. maddesinde, hudutların korunması ve iç güvenliğin sağlanması dışında Osmanlı ordusunun terhisi öngörülmektedir. 16. ve 17. maddelerde ise, Osmanlı kuvvetlerinin İtilaf Devletleri kumandanlarına teslim olacağı belirtilmektedir. Kısaca Ateşkes Antlaşması imzalandığı anda, İtilaf Devletleri’nin işgali altında olan yerlerde bulunan Osmanlı kuvvetleri teslim olacaklar ve esir muamelesi göreceklerdir. En önemli konulardan bir tanesi 16. maddede yer alan Suriye ve Irak’taki sınırın tayinidir. Bu sınır tayini sorunu, Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasında bazı güçlüklere sebebiyet vermiştir.
Ateşkes Antlaşması’nda yer alan Osmanlı Devleti’nin ulaştırma vasıtalarını İtilaf Devletleri’nin kontrol etme hakkı ise, Osmanlı Devleti’nin hayat ve can damarlarını İtilaf Devletleri’nin elinde bulundurması, istedikleri anda Osmanlı Devleti’nin hayatına kastetmek yetkisinin İtilaf Devletleri’ne tanınması demekti.
Mondros Ateşkes Antlaşması’nın Sonuçları
Ali Türkgeldi’ye göre, “Dahilî ve askerî vaziyet harbe devam imkânını bırakmamış olduğundan, mütareke memlekette iyi karşılanarak hükümet için başarı olarak telâkki edildi.”
Sadrazam İzzet Paşa hatıralarında, Ateşkes Antlaşması’nın Bulgaristan, Avusturya ve Almanya ile yapılan ateşkes antlaşmalarına nazaran daha hafif olduğunu, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzasından önce Mebusan ve Ayan Meclisleri’nde okunarak oybirliğiyle kabul edildiğini açıklamaktadır.
Halbuki Mondros Ateşkes Antlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu’nun mevcudiyetine kastedilmiştir.
İsmet İnönü’ye göre, “Mütareke hakkında ilk şüpheleri gösteren Atatürk olmuştür”
Büyük Atatürk’ün o zaman ifade ettikleri üzere “Osmanlı hükümeti bu mütareke ile kendini kayıtsız şartsız düşmanlara teslim etmeğe muvafakat etmiştir. Yalnız muvafakat etmiş değil, düşmanların memleketi istilası için onlara muaveneti (yardımı) de vaad eylemiştir. Bu mütareke olduğu gibi tatbik edildiği taktirde, memleketin baştan nihayete kadar işgâl ve istilâya maruz olacağı şüphesizdir.”
Mondros Ateşkes Antlaşması ile İtilaf Devletleri, barış antlaşmasının imzalanmasını beklemeden,Türk topraklarının taksimine giriştiler. Ateşkes Antlaşması’nın 7. Maddesi, bütün bir memleketi icabında işgâl için İtilaf Devletleri’ne imkân veriyordu.
Yıldırım orduları grup komutanı Mustafa Kemal Paşa, Sadrazam İzzet Paşa’ya, Ateşkes Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından sonra gönderdiği telgrafta mütareke şartlarının yanlış anlaşılmaya müsait olduğunu, bu durum düzeltilmedikçe ordular terhis edilecek ve galiplerin her dediğine boyun eğecek olursak, düşman ihtiraslarının önüne geçmeye imkân olmadığını bildiriyordu.
Bilhassa Suriye hududu tâbirini açıklayarak İskenderun ve Antakya’nın Türklüğünün her vesile ile hatırda tutulmasını ve bunların Suriye’den sayılmaması gerektiğini ileri sürmüştü.
Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 16. maddesine göre,Suriye hududu içerisinde bulunan kuvvetlerin de İtilaf ordularına teslimi icap ediyordu. Mustafa Kemal Paşa, bütün kuvvetlerini tespit ettiği Suriye dışına, öz Türk topraklarına çekmiş bulunuyor. Böylece 16. maddeye göre,ordunun teslimi bir zaruret halini almayacak ve ilerde bu ordudan millî kurtuluş davası için fayda sağlanacaktı.
İtilaf Devletleri ateşkesin şartları dışına çıkarak 7. ve 16. maddeleri isteklerine uygun tarzda yorumlayarak, öz Türk olan, ata yurdunu da işgâle başladılar.
Mustafa Kemal Paşa, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın hükümlerinin doğurabileceği feci akıbetleri gözönüne almak ve bütün kayıtlara rağmen, düşmanların elinde oyuncak olmamak için Sadrazam İzzet Paşa’ya itiraz ve muhalefetini bildiriyor, Ateşkes Antlaşması’nın şartları dışına çıkan tatbikatı şiddetle protesto ediyordu. Mustafa Kemal Paşa, bir taraftan sadrazama memleketi saran tehlikeleri birer birer gösterirken, öte yandan da Mütareke şartlarının uygulanması konusunda emri altında bulunan ordulara gerekli bildirilerde bulunuyordu. Mustafa Kemal Paşa, Başkumandanlık Erkânıharbiye Riyasetine çektiği 6.11.1918 tarihli telgrafında İngilizler’in İskenderun’u işgallerini protesto ederek, Adana’dan Yıldırım Orduları Kıtaatı Kumandanlığından ayrılışını açıkça belirtmiştir.
İstanbul Hükümeti, Mustafa Kemal Paşa’nın acı tenkit ve sert ikazları karşısında, kendisinden kurtulmak için Yıldırım Orduları grubu ile VII. ordu karargâhını kaldırdı ve böylece Mustafa Kemal Paşa’yı Harbiye Nezaretinin emrine aldı.
MÜTAREKE’NİN UYGULANMASI, İŞGÂLLER VE DİRENİŞ HAREKETLERİ
Mondros Mütarekesi Osmanlı Devleti’ni Avrupa’nın sömürgesi haline getirmekteydi. Buna göre Irak, Suriye, Filistin, Hicaz, Batı Trakya kaybedildiği gibi, Anadolu da tehlike altına girdi. Antlaşmanın 7. maddesi olan, asayişin tehlikeye düştüğü yerlerin işgâl edilebileceğine dair madde gereğince harekete geçen İtilaf Devletleri, barış antlaşmasını beklemeden bu maddeye dayanarak Türkiye’nin çeşitli yörelerini derhal işgâle başladılar. Osmanlı Hükümeti’nin itirazlarına karşı daima mütarekenin 7. maddesini ileri sürüyorlar, bazen buna bile gerek görmüyorlardı.
Esasen İtilaf Devletleri 7. madde ile daha önce kendi aralarında imzaladıkları Sykes-Picot ve Saint Jean de Maurienne antlaşmalarının hükümlerini uygulamaya koyulmuşlardı. Mondros Mütarekesi onlar için Osmanlı Devleti ile savaşı sona erdiren bir antlaşmaydı. Bu sebeple mütarekeden hemen sonra Sykes-Picot Antlaşması doğrultusunda uygulamalara giriştiler. Bu antlaşmanın Arap Eyaletleri, Suriye ve Irak’la ilgili hususlarında bir problem çıkmadı. Çünkü bu topraklar zaten İngilizler’in eline geçmişti. Ancak mütareke imzalandığı sırada Türk ordusunun elinde bulunan Türkiye topraklarının da işgâl edilmeye başlanması zamanla tepkilerin doğmasına yol açtı.
a) İngiliz İşgâli: Mütareke’den hemen sonra,
Ayrıca Mütareke’den bir hafta sonra harekete geçen İngilizler, yine Mütareke’nin 7. maddesini gerekçe göstererek Musul’un boşaltılmasını istediler. Osmanlı Hükümeti bu talebe de direnmeyerek, buradaki 6. Türk ordusunu Nusaybin’e kadar çekti. Böylece İngilizler Musul ve çevresini işgâl ettiler.
Kafkasya’da da gözü olan İngilizler, Mütareke’den sonra Brest-Litovsk Antlaşması’la Türkler’in eline geçen Kars, Ardahan ve Batum’un derhal boşaltılmasını istediler. Bu üç vilayet Doksanüç Harbi sonunda imzalanan Berlin Antlaşması’yla Ruslar’a bırakılmış fakat Birinci Dünya Harbi sırasında Rusya’da Bolşevik İhtilâli’nden sonra Doğu Anadolu’daki Rus cephesinin çökmesi üzerine Türk orduları ileri harekâta geçerek bu üç vilayeti ele geçirmişlerdi. Almanya, Sovyetler Birliği ve Türkiye arasında Mart 1918’de imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması ile de bu üç vilayet Türkiye’de kalmıştı. Ancak İtilaf Devletleri savaş sonunda bu antlaşmayı geçersiz saymışlardı.
Bunun üzerine,
b) Fransız İşgâli: Fransızlar, Antep-Urfa-Maraş ve Adana çevresini işgale hazırlanıyordu. Çünkü Birinci Dünya Savaşı devam ederken İngilizler ve Fransızlar arasında imzalanan Sykes-Picot Antlaşması’na göre Suriye, Güneydoğu Anadolu ve Çukurova’dan Sivas’a kadar uzanan topraklar Fransızlar’a bırakılmıştı. Mondros Mütarekesi’nde bu konuda hiçbir hüküm bulunmamasına rağmen, Fransızlar yukarıda belirtilen Türk topraklarını işgâl etmeye başladılar. Osmanlı Hükümeti İtilaf Devletleri’nin yeniden savaşı başlatabilecekleri endişesiyle Fransızlar’ın işgâl ve talepleri karşısında fazla bir şey yapamadı. İşgâl sırasında Çukurova ve Güneydoğu Anadolu’da Fransızlar Ermeniler’i kullandılar. Fransız üniforması giymiş birçok Ermeni bu bölgede Türkler’e karşı müthiş zulümler yaptılar ve Fransızlar da bu zulme göz yumdular.
Öte yandan Fransızlar Mütareke’den hemen sonra harekete geçerek Doğu Trakya’yı da işgâl etmiş ve Rumeli demiryollarına el koymuşlardı.
a) İtalyan İşgâli: İtalyanlar Birnci Dünya Savaşı’na girerken kendilerine Oniki Ada vaat edilmiş ve ayrıca Trablusgarp üzerinde bir takım haklar tanınmıştı. Sonradan Fransa, İngiltere ve İtalya arasında imzalanan Saint Jean de Maurienne Antlaşması gereğince İtalyanlar’a Antalya, Muğla, Burdur, Isparta ve Konya’ya kadar olan bölgenin verilmesi kararlaştırılmıştı. Daha sonra İzmir bölgesinin de İtalyanlar’a verilmesi kabul edildi. Ancak sonradan Yunanistan’ın son dakikada savaşa girmesi ile İzmir ve çevresi Yunanlılar’a bırakıldı.
İtalyanlar yukarda bahsedilen antlaşma gereğince mahallî bir ayaklanmayı bahane ederek Nisan 1919’da Antalya’ya asker çıkardılar. Daha sonra Muğla tarafından Büyük Menderes’in güneyine kadar olan bölümü işgâl ettiler ve Konya’ya kadar da işgâllerini genişlettiler. Ancak İtalyanlar İzmir’in Yunanlılar’a verilmesinden memnun olmamışlar ve İngiltere ve Fransa’ya gücenmişlerdi. Bu sebeple İtalyan işgâli belirli bölgeleri kontrol altına almak şeklinde tezahür etti. Halka karşı kötü bir davranış içerisine girmediler ve Millî Mücadele’nin başlaması ile Türkler’e el altından destek oldular. Çünkü Batı Anadolu’nun Yunanlılar’ın eline geçmesi ile Yunanistan büyük bir devlet haline geliyordu. Büyük bir Yunanistan ise İtalya’nın en tahammül edemeyeceği bir gelişme olduğundan, İtalyanlar siyasî olarak da Ankara Hükümeti’ni desteklediler.
b) İzmir’in İşgâli: Yunanlılar’ın İtilaf Devletleri safında Birinci Dünya Savaşı’na girmesi için İngiltere ve Fransa da baskı yapmışsa da Alman taraftarı olan Yunan kralı buna karşı çıkmıştı. Başbakan Venizelos ise İtilaf Devletleri yanında savaşa girmek taraftarıydı. Bu sebeple krala karşı ayaklanarak onu tahttan çekilmeye zorladı ve Yunanistan’ı savaşa soktu. Bunun karşılığında Yunanistan’a Batı Anadolu vaad edilmişti.
Venizelos, savaştan sonra Paris’te
Ancak Türk halkı Yunan işgâline sert tepki gösterdi. Hukuk-ı Beşer Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Osman Nevres Bey (Hasan Tahsin) Yunan sancaktarını yere serdi. Ferdî olmakla beraber benzerî müdahaleler devam etti. Bu tek tek direnişler karşısında
şaşkına dönen Yunan kuvvetleri, İzmir’de asker, sivil, kadın, çocuk demeden katliama giriştiler. Sadece işgâlin ilk günü şehit edilen Türkler’in sayısı 2000’i geçiyordu. Yunan ordusu İzmir’den sonra Anadolu içerisinde ilerleyerek kan dökmeyi sürdürdü ve tam bir vahşet sergilemeye, buradaki Türk varlığını yok etmeye giriştiler.
c) İstanbul’un İşgâli: Mebusan Meclisi’nin aldığı Misak-ı Millî denilen kararlar İngilizler’i rahatsız ettiğinden Ali Rıza Paşa Hükümeti’ne baskı yapmaya başladılar. Bu baskılara dayanamayan hükümet
Ancak yeni kurulan hükümet de İngilizler’in istediği gibi çıkmadı ve onların isteklerine boyun eğmedi.
Bunun üzerine İngilizler, yine Mütareke’nin 7. maddesine dayanarak, İstanbul’u fiilen işgâl altına almaya karar verdiler. İşgâl
Vatansever ve fedakâr bazı telgraf memurları gelişmelerden Mustafa Kemal Paşa’yı haberdar ettiler.
Millî mücadele taraftarı olarak bilinen mebuslar ile bir kısım aydınlar ve özellikle Türk Ocağı üyeleri tutuklanarak Malta’ya sürgün edildi. Bazı mebuslar ve aydınlar kaçarak Ankara’ya gittiler.
Mustafa Kemal Paşa, Heyet-i Temsiliye adına İtilaf Devletleri temsilcilerine ve Avrupa başkentlerine çektiği telgraflarla İstanbul’un işgâlini protesto etti.
Ayrıca Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’nun İstanbul ile irtibatının kesilmesini emrederek, her türlü yazışmayı ve toplanan vergilerin İstanbul’a gönderilmesini yasakladı.
|

