| Bu yazıyı yazdır |
| Email ile gönder |
Konya
![]() | |
Konya, ismi binlerce yıldır değişmeyen nadir şehirlerden biridir. Türkler'in Bizans döneminde İkoniumdan türkçeleştirdikleri Konya adı, tarih kaynaklarında Conium, Conia, Coane veya Cogniye olarak geçmektedir. Bazı islam eserlerinde Kuniye olarak ta geçer. Anadolu'nun fethinden sonra Türkler ''Konya'' ismini vermişler ve günümüze kadar bu şekilde anılmıştır.
Konya ismi bir efsaneye göre şöyle ortaya çıkmıştır ; doğudan gelen iki veli, rüzgar hızıyla uçar gibi Anadolu içlerinde ilerlemektedir.Uzun zamandan beri epeyce yol katetmişlerdir. Yemyeşil ovaları, şırıl şırıl pınarları, berrak akan ırmakları bulunan bir yere gelince istirahat etmek isterler. Biri diğerine "Konalım mı?" (''Konaklayalım mı'' anlamında) diye sorar. Diğer vel-i zat bu teklifi beklemektedir sanki; "Ne duruyorsun kon, ya!" der. Böylece burada kurulan yeni İl "Konya" adıyla tanınır,"Konya" adıyla bilinir.
Kuzeyden Ankara, batıdan Isparta, Afyon, Eskişehir, güneyden İçel-Karaman-Antalya, doğudan Niğde-Aksaray illeri ile komşu olan Konya, 38.257 km2’ lik bir yüzölçümüne sahiptir ve denizden 1080 m. yükseklikte bulunmaktadır. Türkiye topraklarının yaklaşık olarak % 5’ini kaplayan Konya , yüzölçümü bakımından ülkenin en büyük ilidir.
İç Anadolu Bölgesinde yer alan Konya'nın 31 ilçesi, 174 kasabası ve 612 köyü bulunmaktadır.
Tarihte Konya:
Efsaneye göre bir zamanlar bu şehre Medüz denen bir canavar musallat olumuş. Zeus'un oğlu Perse, Medüz'ün başını keserek kenti kurtarmış. Halk da, Perse'in bir heykelini şehrin meydanına dikmiş. Ve bundan sonra, şehrin ismi heykel şehri anlamına "İkonium" olmuş. Anadolu Selçuklu Devleti'nin başkenti olan Konya'nın yerleşim tarihi, Can Hasan, Çatalhöyük ve Erbaba kazılarının sonuçlarına göre Neolitik Çağ'a (MÖ 8000-5500) kadar uzanmaktadır.Çumra, Karaman, Seydişehir ve Beyşehir dolaylarında yerleşik hayata geçildiğinin göstergesi kalıntılar bulunmuştur.
Konya büyük kentleşme evrimine maden evriyle başladı. M.Ö. 3000'de Alaeddin Tepesine yerleşip güvenliğini sağlayarak kendisini düşmanlara karşı korudu. Ve yüzyıllar boyunca bağımsız yaşadı.
Alaaddin Tepesi, Karapınar, Gıcıkışla, Sızma'dan elde edilen buluntular Frigyalıların izlerini taşımaktadır ve MÖ VII. yüzyıla aittir. Frigyalılardan sonra Konya Lidyalılar ve İskender'in istilasına uğramıştır. Daha sonraları Anadolu'da Roma hakimiyeti sağlanınca Konya İkonium olarak varlığını devam ettirmiştir. ( MÖ 25 ). Antalya'dan Anadolu'ya geçen Hıristiyan azizlerden St. Paul Antiochia İkonium'a ( Konya'ya ) gelmiştir. Bu devirde Hatunsaray Lystra-Derbe ve Laodika ( Ladik Halıcı ) ve Sille önemli Bizans yerleşim yerleridir. İslamiyetin Anadolu'da yayılması ile Bizans'a yani İstanbul'a yönelik Arap akınları başlamıştır. Emeviler, Abbasiler, Konya üzerinden akınlar yapmışlardır.
Klasik çağlara Konya, Roma İmparatorluğu'nun sömürgesi olarak, Roma'lı valiler tarafından yönetilmiş, yerli halkı Roma hakimiyeti altında yüzyıllar boyunca Diyar-ı Rum olarak yaşamıştır. Siyasal hakimiyet kurulduktan sonra kent gelişmiş ve büyümüş, ek işlev kazanmaya başlamıştır.
Roma İmparatorluğu'nun parçalanması ve Doğu Roma'nın Bizans ismiyle siyasal alanda boy göstermesiyle Konya garnizon aracılığı ile yüzyıllar boyunca idare edilmiştir. Hristiyan azizelerinden Saint Paul'un Konya'yı birkaç defa ziyaret etmesiyle kutsallık kazanan kent, Hristiyanlarca da ayrı bir önem kazanmıştır.
M.S. 1077 yılında Kutalmışoğlu Süleyman Bey tarafından zayıflamış olan Bizans'tan alınan Konya şehrinin fethi kolay olmuş, Gevele Kalesi (Takkeli Dağ) kumandanı, kalenin anahtarını ve yönetimini Selçuklulara bırakmıştır. Daha sonra Haçlı Seferlerinin geçit yolu olan Konya'nın 1096 yılında başkent olmasıyla "İslam-Türk Medeniyeti Tarihi" süresi için de başlangıç olmuş ve yüzyıllarca çevreye ışık saçmıştır. Konya şehrinin büyük bayındırlık faliyetleri başlamış; medreseler, camiler, kütüphaneler, şifahaneler ve ilim yuvaları yapılmıştır.
Konya'nın fethi esnasında kent, Alaeddin Tepesi ve civarında dar bir alanda bulunuyordu. Pazar yerleri, hanlar, hammadde satan dükkanlar ile bunları işleyen sanatkarlar bu dar alanda faliyet göstermişlerdir. Yerel pazarların yanında uluslararası ticaret yollarıda Konya'dan geçtiği için Cenevizliler, Venedikliler, Lehler gerek iç alımlarda, gerekse dış alımlarda sağladıkları mallarını Konya üzerinden Akdeniz limanlarına sevk etmişlerdir.
Konya şehrini kısa zamanda gelişmesi, yerleşim alanlarının batıya doğru uzanması şehrin savunmasını zorlaştırmıştır.
Bir süre Karamanoğlu egemenliğine geçen Konya'nın Karamanoğlu-Osmanlı çekişmeleri ile bir kat daha kötüye giderek yüzyıllar boyu sürecek olan karanlık günlerin devam etmesine neden olmuştur. Zaman içerisinde Konya'nın yerli halkı, bu kötü günleri tevekkül ile karşılamış; kaderinin bir gün ters döneceğine inanmış, kendi gelenek ve göreneklerinyle yaşamayı kabullenmiştir.
Konya şehrinin kaba çizgileriyle anlattığımız bu tarih hikayesi 20. yüzyılın ilk çeyreğinde de yeniden devam etmiştir; Anadolu-Bağdat demiryolunun 1895-1896'da Konya'ya ulaşması ve 1901 yılında Avlonyalı Ferit Paşa'nın Konya'ya vali olarak atanması ile ivme kazanmıştır. Kentin fiziki dokusu değişmiş, 1912 yılından başlamak üzere modern mimari tarzında çatılı ve kargir binalar inşa edilmeye başlanmıştır. Ulaşıma atlı tramvay dahil edilmiş, 1924 yılında da ilk elektrik fabrikası açılmıştır.
1950 yılından itibaren şehirde yenilik hareketleri iyice boy göstermeye başlamış, şehrin sanayileşmesi ile bugünkü modern Konya'nın hazırlanmasına yardımcı olmuştur.
Bügun Türkiye'nin sayılı büyük şehirlerinden olan Konya yaklaşık 3 milyonluk nüfüsü, fabrikaları, köprüleri, yolları ile modern bir şehir olmasıyla ülkenin kıvanç kaynağıdır.
Tarihi ve Turistik Yerler:
Mevlana Müzesi, Karatay Medresesi, Akşehir Müzesi, Etnografya müzesi, İnce Minare Müzesi, Koyunoğlu Müze ve Kütüphanesi, Ereğli Müzesi, İvriz Kaya Anıtı, Sille, Sille Aya Elena Klisesi, Eflatunpınar Hitit Anıtı, Kilistra Antik Kenti, Karahöyük, Yerköprü Mağarası, Büyük Düden Mağarası, Sultan Hamamı, Alaeddin Camii, İplikçi Camii, Sahip Ata Camii ve Külliyesi, Tavusbaba Türbesi, Çatal Höyük, Atatürk Müzesi, Kilistra Antik Kent, Kubad-abad Sarayı, Beyşehir Gölü Milli Parkı, Konya Tabiat Anıtları, Akgöl Tabiatı Koruma Alanı, Mekek Krater Gölü....
Yemekleri:
* Et Yemeklerinden, Fırın Kebabı, Etliekmek,Çullama, iki bıcak arası ciğer, Topalak Köfte,
* Ekşili Kabak, Yumurtalı Kabak, Zülbiye (Papaz Yahisi), Patlıcan Bayıltan, Lahana Kapaması, Patlıcan Böğürmesi, Çöpleme
* Böreklerden Peynirli Kıymalı Börek, Kıkırdaklı Börek, Tandır Saç, Su, Sedirler ve Tatar Böreğini geleneksel yemekler arasında sayabiliriz.
* Çorbalardan Tayga, Mercimekli Oğmaç, Arapaşı,Tandır, Bamya, Süt,Tutmaç ve Erişte Çorbası

|

